ÇOCUKLARIMIZ VE BİZ 👦👶👧

Çocukluğumuzdan beri büyüklerimiz bizi hep düzeltilecek bir nesne olarak gördüler. Tıpkı şimdilerde bizim, çocuk ve gençlerimizi gördüğümüz gibi. Bir türlü onları olduğu gibi kabul etme becerisi geliştiremedik. Hepimiz o yollardan geçtiğimiz halde nedense bu konuda empati yapamıyoruz.

Büyüklerimiz, hele bir baba ol, anne ol da o zaman göreyim seni derdi. Oysa  şimdiki gençler baba olduklarında, anne olduklarında  çocuklarına bizlerden daha iyi yaklaşıyorlar. Bunu hepimiz görebiliyoruz.

Çocuklarımızı oldukları gibi kabul etmek harika bir şey olsa gerek.  Yaşamı bir toprak olarak görürsek, her çocuk yeşermek için gelmiş bir tohuma benzer. Tohumun içinde zaten gerekli her şey var. Bize düşen, onun toprakla buluşup, güneş görmesini sağlamaktır. Onu olduğu gibi kabul ettiğimizde ancak içindeki potansiyelin ortaya çıkmasını sağlayabiliriz.

Onları olduğu gibi kabul etmenin çocuklarımız ve gençlerimiz üzerindeki olumlu etkisi neden bu kadar önemlidir? Bu soruyu kendimize sorduğumuzda bu etki ve önemin yeterince anlaşılamadığı gerçeği ile karşılaşırız. Çünkü biz,  onu olduğu gibi kabullenmek değil, kendi istediğimiz gibi yetiştirmenin doğru olduğu inancıyla yetiştirilmişiz.

Bu nedenle bu davranışımız hepimizin diline de yansımıştır. Biz onların yeşermesi için az önce bahsettiğim temiz toprak, güneş ve suyu, onları eleştirmek, yargılamak ve ahlak dersi vermek olarak görmekteyiz.

Oysa olduğu gibi kabul etmek, kalbimiz ve dilimize yansıdığında, çocuklarımızın çayırda papatyalar gibi açtıklarına tanık oluruz. Bir insanı en iyi tanıma yolu, özellikle psikologların yaptığı gibi, onu olduğu gibi kabullenmekle başlar. Psikologlar, kendilerinden yardım istemeye gelenleri, oldukları gibi kabul edildiklerini hissetmelerini sağlayarak işe başlarlar.

Aksi olsa, yani olduğu gibi kabul görmese, içine kapanıp, savunmaya geçmesine neden olacaktır. İşte o zaman kişinin kendini ifade etmesi ve kendine dönüp bakması olanaksız hale gelecektir.

Çocuklarımızı olduğu gibi kabul etmek, içten bir sevgi gerektirir. Hepimiz çocuklarımızı tabi ki çok seviyoruz. Ancak bunu göstermekte pek de mahir olduğumuzu söyleyemeyiz.

Unutmayalım ki bizi mutlu etmeye çalışan ve kendisi gibi olamayan çocuklarımızı biz kendi mutluluğumuz karşılığında sevmiş oluruz. Hem de onların hayalleri pahasına. Bizim istediğimiz eğitimi alsın, bizim istemediğimizle evlenmesin, hep gözümüzün önünde olsun. Öyle değil mi?

Sevildiğini bilmek sadece insanlar için değil tüm canlılar için ihtiyaçtır. Sevildiğini içtenlikle hisseden çocuk ya da genç, gerek ruh gerekse beden sağlığı açısından kuvvetli olur. Hem de fiziksel ve ruhsal birtakım rahatsızlıkları onarmanın bilinen en etkili tedavi edici gücü, karşılıksız sevgidir.

Bartın Gazetesi’nin 10 Şubat 2026 tarihli sayısında  yayınlananMehmet Demircioğlu yazısı



Yorum Gönder

0 Yorumlar